
Ulusoy Un, yerelden küresele uzanan yolculuğunda kalite, güven ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle gıda sektörüne yön veriyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, MARKAHAYAT dergisi ile Ulusoy Un’un başarı yolculuğunu paylaştı.
Gıda sektöründe yalnızca üretim değil, değer yaratma vizyonuyla hareket eden Ulusoy Un; köklü geçmişi, teknolojik yatırımları ve sürdürülebilirlik odaklı stratejileriyle Türkiye’nin en güçlü gıda markalarından biri haline geldi. Babadan miras alınan cesaret ve vizyon, bugün global pazarlarda rekabet eden bir yapıya dönüşmüş durumda. İhracat kapasitesi, ürün çeşitliliği ve lojistik avantajlarıyla uluslararası alanda fark yaratan marka; yeni yatırımlarıyla da sektöründe farklılık yaratmaya devam ediyor. Yenilenebilir enerji yatırımları ve sosyal sorumluluk projeleriyle çevresel ve toplumsal sürdürülebilirliği bütüncül bir yaklaşımla ele alan Ulusoy Un, geleceğe yön veren bir gıda markası olma yolunda kararlılıkla ilerliyor. Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy ile çok özel bir söyleşi yaparak kendisinden markanın büyüme yolculuğunu, yatırım stratejilerini ve iş dünyasına dair ilham veren bakış açısını dinledik.
Ulusoy Un’un büyüme yolculuğunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ulusoy Un, temelleri sağlam bir geçmişe dayanan ama rotasını daima geleceğe çevirmiş bir marka. Kurulduğumuz günden bu yana bizi farklı kılan en önemli özellik, yalnızca un üretmekle yetinmeyip, gıdayı bir stratejik değer olarak görmemiz oldu. Bizim için bu iş, yalnızca bir üretim faaliyeti değil; milyonlarca insanın günlük hayatına dokunan, toplumun temel ihtiyaçlarından birini karşılayan hayati bir sorumluluk. Bu yolculuk, aynı zamanda babamın vizyonu ve cesaretiyle atılan ilk adımların üzerine inşa edildi. Onun kurduğu güçlü temeller, bugün bizim küresel hedeflerimize yürürken en büyük rehberimiz olmaya devam ediyor. İşe bakışımızı şekillendiren bu miras, bizi sadece bir şirket olmaktan çıkarıp bir değer üretme hikâyesinin taşıyıcısı haline getirdi. Bizi sektörde farklılaştıran unsurların başında kalite, güven ve müşteri odaklılık gelir. Her aşamada en yüksek standartlara ulaşma hedefiyle çalışır, sadece bugünün değil, yarının ihtiyaçlarını da öngörerek hareket ederiz. Teknolojiyi üretim süreçlerine entegre etme konusundaki kararlılığımız, sürdürülebilirlik anlayışımız ve inovasyona verdiğimiz önem, bizi geleneksel bir sanayi şirketi kimliğinden çıkarıp global ölçekte rekabet eden bir gıda markası konumuna taşıdı. Ulusoy Un’un yolculuğu, aslında krizleri fırsata çevirmeyi bilen bir vizyonun hikâyesidir. Zorlu dönemlerden geçtik ama her adımda o zorluklardan daha güçlenerek çıktık. Bugün ulaştığımız nokta, yalnızca üretim kapasitesi ya da pazar payıyla değil, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve uluslararası rekabetçilikte oynadığımız rol ile ölçülüyor. Bundan sonra da hedefimiz, bu güçlü temeller üzerinde yükselmeye ve Türk gıda sektörünün küresel temsilcilerinden biri olmaya devam etmek.
Türkiye’nin en büyük un ihracatçısı firmalarından birisiniz. İhracat yaptığınız pazarlarda sizi farklı kılan nedir?
Grup olarak 5 bin tona yakın günlük üretim kapasitemiz, sektörümüz içinde bizi ön plana çıkarmaktadır. Yüksek hacimli siparişleri kolaylıkla kabul edebiliyoruz. Buna modern teknolojiye sahip 50. Yıl Üretim Tesisimizin yüksek kalite ve çeşitlilikte üretim kabiliyetini ekleyebiliriz. Pizza unundan kruvasanlığa, noodle üretiminde kullanılan unlardan tutun da Fransız baget ekmeğinde kullanılan unlara kadar çok geniş yelpazede ürün çeşitliliğimiz var. Üretim tesislerimizin coğrafi konumu da yurt içi ve yurt dışı pazarlara ulaşmada lojistik avantaj sağlamakta. Gruba son katılan Hatay fabrikamızın Orta Doğu pazarına yakınlığı önemli avantaj sağlıyor. 50. Yıl Üretim Tesisimizin Karadeniz kıyısında olması ise hammaddeye yakınlık açısından önemli bir avantaj sunuyor.
Söke tarafında da tamamen iç pazara hitap ediyorsunuz.
Evet, hem ev kullanıcıları hem de profesyonel işletmeler için ürünler geliştiriyoruz. Ev kullanıcıları için kullanım kolaylığı ve pratik paketler geliştiriyoruz. Profesyonel işletmelerde ise performans, standart tutarlılık ve özel formülasyonlara odaklanıyoruz. Bu sayede hem evde pasta yapan bir tüketici hem de yüksek hacimli üretim yapan bir fırın ihtiyacına uygun unu bizde bulabiliyor. Böylece markamız hanelerde de profesyonel mutfaklarda da güvenle tercih ediliyor. Tüketici alışkanlıklarını pazar araştırmaları, satış verileri ve müşteri geri bildirimleriyle yakından izliyoruz. Son yıllarda glutensiz, tam tahıllı ve fonksiyonel un çeşitleri geliştirdik. Ayrıca ekmek miksleri gibi pratik ürünlerle de tüketicilerimize mutfakta zaman kazandırıyoruz. Amacımız, değişen beklentilere hızlı uyum sağlayarak yenilikçi ve güvenilir marka konumumuzu güçlendirmek.
Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm kapsamında ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm, yalnızca çevreyle sınırlı değil; bizim için sosyal sorumlulukla iç içe geçen bütüncül bir yaklaşımdır. Un üretimi gibi temel bir gıda alanında faaliyet gösteren bir şirket olarak hem doğaya hem de insana karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Bu çerçevede enerji alanında attığımız güneş enerji santrali ve rüzgar enerji santrali yatırımlarıyla üretimimizin önemli bir kısmını yenilenebilir kaynaklarla sürdürebilir hale geleceğiz. Böylece karbon ayak izimizi azaltırken iklim değişikliğiyle mücadelede aktif rol alıyoruz. Ayrıca tarımsal sürdürülebilirliğe katkı sağlamak amacıyla tohum ıslahı çalışmalarımızı yürütüyor, iklim koşullarına uygun, verimli ve kaliteli yerli tohumlar geliştiriyoruz. Çiftçilerimizle birlikte yürüttüğümüz sözleşmeli tarım modeliyle hem ekonomik güvence sunuyor hem de gıda güvenliği, izlenebilirlik ve kalite stantdartlarımız konusunda hızla ilerliyoruz. Bunlara ek olarak, ihtiyaç anında insanların yanında olmayı da bir görev kabul ediyoruz. Bu anlayışla kurduğumuz ve AFAD tarafından akredite edilen arama-kurtarma ekibimiz, doğal afetlerde görev almak üzere eğitimli, donanımlı ve hazır durumda. Böylece sadece üretimle değil, dayanışma ve toplumsal katkı yönüyle de sürdürülebilirliği sahiplendiğimizi ifade edebiliriz.
Kısa ve orta vadedeki yatırım hedeflerinizden bahseder misiniz?
Yenilenebilir enerji projelerimize hız kazandırarak yıl sonunda elektrik ihtiyacımızın tamamını kendi üretimimizle karşılayan bir şirket olma hedefimize çok daha yakınız. Söke iştirakimiz ile kurabiye alanındaki yatırımlarımızı hayata geçirirken unlu mamul sektöründe yatırımlarımızı daha da güçlendireceğiz. İtalya’da gerçekleştirdiğimiz makarna sektörüne yönelik stratejik yatırımımız, global pazarlardaki konumumuzu daha da ileriye taşıyacak. Bu yatırımımızla birlikte makarna sektörünü yakından takip ederek global trendleri yakalamayı ve sektördeki konumumuzu güçlendirmeyi sürdüreceğiz. Childgen yatırımı, yeni fabrikasıyla büyük ivme yakaladı ve dünya genelindeki çocukların erken yaş gelişimine katkı sağlamak adına
global pazarlarda güçlü bir varlık göstermeye başladı. Bu yıl, inovatif ürünlerle Childgen’i ebeveyn ve eğitimcilerin öncelikli tercih ettiği kişisel gelişim markası haline getirme hedefimiz doğrultusunda ilerledik. Amerika’daki Rudi’s yatırımımızın donuk ürün kategorisinde elde ettiği başarı ve satış ağını genişleterek 11 bin yeni dağıtım noktasına ulaşması, bize gelecek için güçlü bir motivasyon sağlıyor. Dijital dönüşüm projelerimizle değer zincirimizdeki verimliliği artırarak önümüzdeki yıl daha güçlü üretim, lojistik ve insan kaynağı ile global rekabette bir adım önde olmaya hazırız.
Yoğun bir iş temponuz var. İş dışında neler yapmaktan keyif alıyorsunuz?
Yoğun iş temposu içinde çok geniş hobilerim olduğunu söyleyemem; ancak zaman yaratabildiğimde bu zamanı mutlaka zihnimi besleyecek alanlara ayırırım. Özellikle tarih ve iş dünyasına dair kitaplar okumak, farklı dönemlerin dinamiklerini anlamak ve bugünün dünyasına dair yeni perspektifler geliştirmek açısından benim için çok kıymetlidir. Sporu da yalnızca fiziksel bir aktivite olarak değil, zihinsel yenilenmenin bir parçası olarak görürüm; fırsat buldukça egzersiz yapmaya gayret ederim. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerde ise sadece iş odaklı kalmamaya, bulunduğum coğrafyanın kültürünü, insanlarını ve yaşam biçimini gözlemlemeye özen gösteririm. Bu küçük ama etkili gözlemler hem dünyaya bakışımı hem de iş yapış biçimimi zenginleştirir. Elbette tüm bunların ötesinde, hayatımda en çok anlam taşıyan şey ailemle geçirdiğim zaman. Üç kızım ve eşimle paylaştığımız anlar, bana hayatta gerçekten neyin önemli olduğunu hatırlatır ve bütün çabamın asıl nedenini yeniden tanımlar. Onlarla birlikte olmak, sadece bir mutluluk kaynağı değil, aynı zamanda güçlü bir motivasyon ve ilham kaynağıdır.
Sizce nasıl bir iş insanısınız? İş hayatınızda nasıl bir perspektifle ilerliyorsunuz?
Kendimi, detaylara hâkim olmaya çalışan, stratejik düşünen ve hedeflerine ulaşmak için azimle çalışan bir iş insanı olarak tanımlayabilirim. İş dünyasında başarıya giden yolun sadece doğru kararlar almaktan değil, aynı zamanda uzun vadeli bir vizyonla hareket etmekten geçtiğine inanırım. Vizyonum; Ulusoy Un’u sadece Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanında saygın, yenilikçi ve sürdürülebilir bir gıda markası haline getirmek. Misyonum ise güvenilir, kaliteli ve erişilebilir gıdayı her sofraya ulaştırmak, bunu yaparken de hem üretim zincirinde hem de iş modelinde sürdürülebilirliği merkeze koymak.
Sizi siz yapan özellikleriniz neler?
Kararlılık, karakterimin en belirgin özelliği. Bir hedef koyduğumda, karşıma hangi engeller çıkarsa çıksın kolay kolay vazgeçmem. Bu tutum zaman zaman yorucu olabilir; ancak uzun vadeli başarıyı mümkün kılan şeyin de bu istikrarlı duruş olduğunu düşünüyorum. Kararlılık bana yalnızca hedefe ulaşma gücü değil, aynı zamanda zorluklar karşısında direnç ve sabır kazandırıyor.


